YARGITAY HUKUK GENEL KURULU’NUN 25.06.2025 TARİHLİ KARARI IŞIĞINDA BİR DEĞERLENDİRME**
I. GİRİŞ
İcra ve iflas hukukunda alacaklının alacağına kavuşması ile borçlunun asgari yaşamını sürdürebilmesi arasında hassas bir denge kurulması gerekir. Bu dengenin en belirgin görünümlerinden biri, emekli maaşının haczi meselesinde ortaya çıkar.
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 93. maddesi, emekli maaşlarının kural olarak haczedilemeyeceğini düzenlemektedir.¹ Bu düzenleme, borçlunun ekonomik varlığını sürdürebilmesini güvence altına almaya yöneliktir. Ancak aynı hükümde, borçlunun muvafakati hâlinde haczin mümkün olduğu kabul edilmiştir.
Bu noktada ortaya çıkan temel sorun, muvafakatın hangi şartlarda geçerli sayılacağıdır. Özellikle icra takibinin kesinleşmesi ile aynı anda verilen muvafakat beyanlarının hukuki niteliği, uygulamada tartışma konusu olmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.06.2025 tarihli kararı, bu tartışmayı açık ve kesin bir şekilde çözüme kavuşturmuştur.
II. EMEKLİ MAAŞININ HACZİ VE MUVAFAKAT REJİMİ
5510 sayılı Kanun’un 93. maddesine göre, sigortalıların ve hak sahiplerinin gelir ve aylıkları kural olarak haczedilemez. Bu hüküm kamu düzenine ilişkindir ve borçlunun korunmasını amaçlar.²
Ancak borçlunun muvafakati hâlinde bu gelirler üzerine haciz konulabilir. Bu nedenle muvafakat, haciz yasağını ortadan kaldıran istisnai bir hukuki işlem niteliği taşır.
Bu istisnai niteliği nedeniyle muvafakatın:
. açık olması,
. belirli olması,
. özgür iradeye dayanması
zorunludur.
Aksi hâlde muvafakatın hukuki geçerliliğinden söz edilemez.
III. İCRA TAKİBİNİN KESİNLEŞMESİ VE ZAMAN UNSURU
İcra hukukunda cebri icra işlemlerinin ilerleyebilmesi için takibin kesinleşmiş olması gerekir. Bu ilke, borçlunun savunma hakkını korumaya yöneliktir.
Takibin kesinleşmesi, ödeme emrinin tebliği ve itiraz edilmemesi veya itirazdan feragat edilmesi ile gerçekleşir. Ancak muvafakat bakımından önemli olan, bu beyanın kesinleşmeden önce mi yoksa sonra mı verildiğidir.
Zira muvafakat, ancak kesinleşmiş bir icra takibi sonrasında anlamlı ve hukuken korunabilir bir irade beyanı hâline gelir. Bu nedenle zaman unsuru, muvafakatın geçerliliğinin belirlenmesinde belirleyici bir ölçüt niteliğindedir.
IV. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU KARARININ ANALİZİ
A. Olayın Özeti
Somut olayda borçlu, ödeme emrini tebellüğ ettiği gün icra müdürlüğüne başvurmuş ve aynı dilekçede borcu kabul ettiğini, itirazdan feragat ettiğini ve emekli maaşının haczine muvafakat ettiğini beyan etmiştir.
B. Hukuki Değerlendirme
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, bu durumda verilen muvafakatın geçerli olmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Kurula göre:
“Borçlu tarafından aynı dilekçe ile borcun kabul edilerek hacze muvafakat edilmesi, takibin kesinleşmesiyle aynı tarihte olduğundan, muvafakat geçersizdir.”³
Bu değerlendirme, muvafakatın geçerli olabilmesi için zaman bakımından bağımsız bir irade beyanı olması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır.
V. KARARIN HUKUKİ SONUÇLARI
A. Muvafakatın Bağımsız Bir İrade Beyanı Olması Gereği
Karar, muvafakatın icra takibinin kesinleşmesinden ayrı ve bağımsız bir irade beyanı olarak ortaya konulması gerektiğini kabul etmektedir. Aynı dilekçe içinde yer alan beyanlar, bu bağımsızlığı taşımamaktadır.
B. Zaman Şartının Belirleyici Niteliği
Kararın en önemli yönü, muvafakat bakımından zaman unsurunun açık biçimde ortaya konulmasıdır. Buna göre, takibin kesinleşmesinden önce veya kesinleşme ile aynı anda verilen muvafakat beyanları hukuki sonuç doğurmaz.
C. Borçlunun Korunması İlkesi
Bu yaklaşım, emekli maaşının korunmasına ilişkin düzenlemenin amacına uygundur. İcra takibi sürecinde borçlu çoğu zaman baskı altında hareket eder. Bu nedenle aynı anda verilen muvafakat beyanlarının geçerli kabul edilmemesi, borçlunun korunmasını sağlar.
VI. DEĞERLENDİRME
İncelenen karar, muvafakatın yalnızca içerik bakımından değil, zaman bakımından da denetlenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Aynı dilekçe içinde verilen ve icra takibinin kesinleşmesi ile eş zamanlı olan muvafakat beyanları, gerçek anlamda serbest iradeyi yansıtmaz. Bu nedenle bu tür beyanların geçersiz sayılması isabetlidir.
Karar, icra hukukunun temel ilkeleri ile borçlunun korunmasına yönelik sosyal amaçlı düzenlemeleri uyumlu şekilde yorumlamaktadır.
VII. SONUÇ
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.06.2025 tarihli kararı, emekli maaşının haczine ilişkin muvafakatın geçerliliği konusunda açık ve uygulanabilir bir ölçüt ortaya koymuştur.
Buna göre, muvafakatın geçerli olabilmesi için icra takibinin kesinleşmesinden sonra ve ayrı bir irade beyanı ile verilmesi gerekir. Aynı dilekçe içinde yer alan ve kesinleşme ile eş zamanlı olan muvafakat beyanlarının hukuki geçerliliği bulunmamaktadır.
Bu yaklaşım, hem icra hukukunun temel ilkeleri hem de borçlunun korunmasına yönelik düzenlemeler bakımından yerindedir.
DİPNOTLAR
- 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.93.
- Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 503.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 25.06.2025, E. 2024/12-784, K. 2025/393.
Hukuki Bilgilendirme
Mevzuat ve güncel yargı kararları çerçevesinde**EMEKLİ MAAŞININ HACZİNDE MUVAFAKATIN ZAMAN ŞARTI: konusuna ilişkin bu içerik, mevzuat ve güncel yargı kararları ışığında genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır.
Bu site, Av. Afşın Burak Öztürk tarafından hazırlanmış olup, sitede yer alan tüm içerikler bilgilendirme amacı taşımaktadır. Site içeriği, somut olaylara ilişkin hukuki danışmanlık hizmeti yerine geçmez.
Sitede yer alan tüm içeriklerin izinsiz kopyalanması, çoğaltılması, yayımlanması ve dağıtılması yasaktır.